#1
kıymetli dostlar, sevgili kardeşlerim... sultanahmet meydanından, bu mübarek atmosferden hepinize kucak dolusu sevgiler...
bir genç kardeşim, belki de gece teheccüde kalkmış, uykusu kaçmış, derin tefekkürlere dalmış ve sormuş: "hocam, balıklar derya kuzusudur, suyun içindedir. peki bu garip canlılar terlerse biz bunu nasıl anlarız? suyun içinde ter belli olur mu?"
off...
ah evladım... ah benim ince fikirli kardeşim. biz zannederiz ki balıklar keyif çatar. oysa o engin denizlerde, o karanlık okyanuslarda ne dramlar, ne koşturmacalar yaşanır... düşün; arkasında koca bir köpekbalığı, peşinde bir orkinos... o minik istavrit, o garip hamsi can havliyle kaçarken terlemesin de ne yapsın? o yüzgeçlerini çırparken, rızık peşinde koşarken alnından boncuk boncuk ter dökülmez mi sanırsınız?
bakınız, alimler ne buyuruyor... hani o denize girersiniz, ağzınıza bir su kaçar, tadı tuzludur... yüzünüz ekşir... hiç düşündünüz mü o deniz neden tuzludur? o tuz nereden gelir?
işte o tuz... asırlar boyunca okyanuslarda terleyen balıkların, o garip mahlukatın alın teridir! milyarlarca balığın, "ya rab, beni şu balıkçı ağlarından koru" diye kaçarken döktüğü o mübarek terler, okyanusları tuzlu yapmıştır. yoksa tatlı su balığı neden tatlı suda yaşar? çünkü o göl sakindir, orada stres yoktur, orada koşturmaca azdır, terlemez hayvan! ama deniz balığı... çilesi büyüktür.
peki nasıl anlarız? kardeşim, ne zaman ki suyun yüzeyine böyle minik minik baloncuklar çıkar... hani "blup blup" eder... sakın onları hava kabarcığı sanma! onlar, o balığın hararetten bunalıp, "yandım allah'ım!" diyerek of çekmesidir. o baloncuklar, balığın terinin suya karıştığı andaki kimyasal reaksiyondur, o hayvanın buharlaşan kederidir.
yediğiniz balığın bile hakkına riayet edin. o tabağa gelen lüferin, o çupranın üzerinde ne emekler, ne terler var... allah bizi, başkasının alın teriyle beslenip de şükretmeyenlerden eylesin...
bir genç kardeşim, belki de gece teheccüde kalkmış, uykusu kaçmış, derin tefekkürlere dalmış ve sormuş: "hocam, balıklar derya kuzusudur, suyun içindedir. peki bu garip canlılar terlerse biz bunu nasıl anlarız? suyun içinde ter belli olur mu?"
off...
ah evladım... ah benim ince fikirli kardeşim. biz zannederiz ki balıklar keyif çatar. oysa o engin denizlerde, o karanlık okyanuslarda ne dramlar, ne koşturmacalar yaşanır... düşün; arkasında koca bir köpekbalığı, peşinde bir orkinos... o minik istavrit, o garip hamsi can havliyle kaçarken terlemesin de ne yapsın? o yüzgeçlerini çırparken, rızık peşinde koşarken alnından boncuk boncuk ter dökülmez mi sanırsınız?
bakınız, alimler ne buyuruyor... hani o denize girersiniz, ağzınıza bir su kaçar, tadı tuzludur... yüzünüz ekşir... hiç düşündünüz mü o deniz neden tuzludur? o tuz nereden gelir?
işte o tuz... asırlar boyunca okyanuslarda terleyen balıkların, o garip mahlukatın alın teridir! milyarlarca balığın, "ya rab, beni şu balıkçı ağlarından koru" diye kaçarken döktüğü o mübarek terler, okyanusları tuzlu yapmıştır. yoksa tatlı su balığı neden tatlı suda yaşar? çünkü o göl sakindir, orada stres yoktur, orada koşturmaca azdır, terlemez hayvan! ama deniz balığı... çilesi büyüktür.
peki nasıl anlarız? kardeşim, ne zaman ki suyun yüzeyine böyle minik minik baloncuklar çıkar... hani "blup blup" eder... sakın onları hava kabarcığı sanma! onlar, o balığın hararetten bunalıp, "yandım allah'ım!" diyerek of çekmesidir. o baloncuklar, balığın terinin suya karıştığı andaki kimyasal reaksiyondur, o hayvanın buharlaşan kederidir.
yediğiniz balığın bile hakkına riayet edin. o tabağa gelen lüferin, o çupranın üzerinde ne emekler, ne terler var... allah bizi, başkasının alın teriyle beslenip de şükretmeyenlerden eylesin...